14 Kasım 2009 Cumartesi

Yenilenebilir Enerjinin Gelişmesine Yardımcı Olunması

Yenilenebilir enerjilerin kullanılması hükümetlerin başlıca görevleri arasında bulunmaktadır.

Bu enerjiler ülke açısından başta yatırım yapılmasını gerektirse de ileriye dönük olumlu ekonomik etkileri bulunmaktadır. Hükümetler bu enerjilerin kullanılması için kendi yatırımlarıyla birlikte kobileri de desteklemesi gerekmektedir. Yatırımları desteklemekle birlikte, kamuyuda bu konuda bilinçlindirmeleri gerekmektedir. Bunun içinde reklam faliyetleriyle bunu desteklemeli ve bunun için gerekirse kanun çıkartmalı. Enerji üretimi hızla önemini artırırken ülkemizde zengin coğrafi konumunu bu konuda olumlu yönde kullanmalıdır.

Mevcut hükümetler enerji üretimine büyük bütçeler ayırırken bu bizim ülkemizde oran olarak daha düşük bütçe ayrılmaktadır. Buda üretimi doğal olarak olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir. Bütçelerini enerji için kullanmak isteyen firmalar için destek paketleri hazırlanmalı ve devlet eliyle bu firmalar desteklenmelidir.

Türkiye enerji ithal eden bir ülke olmakla birlikte ekonomik olarak birçok kayba sebep olmaktadır. Biran önce kendi üretimini kendi yaparak dışa bağımlılıktan hemen kurtulması gerekmektedir

Hidroelektrik Üretiminin Ekonomisi

Bu enerji çeşidinden yararlanmak için bölgenin su boyutları çok önemlidir.

Bu su boyutlarınıda çeşitli faktörler etkilemektedir. Bu faktörlerin başlıcaları şunlardır
Uygun havza sayıları
Bu havzalara yağan yağmur miktarı
Çeşitli ekonomik etkenler
Diğer Temel Ekonomik Sebepler

Yıllık 0 yakıt masrafı
Uzun tesis ömrü
Düşük İşletim maliyetleri
Başlangıcında büyük bir sermaye

Yüksek güvenilirlik ve kullanılışlık
Küçük ölçekli firmaların maliyetleri çeşitlilik göstermektedir

Ayrıca bölgelerin arazi masrafları da değişmektedir.Tabi bazı fırsatçılarda bunu değerlendirmek istemektedir.
Bir hidrotesisin yıllık maliyetleri ve işletim ücretleri proje maliyetinin yaklaşık yüzde 2-3 ünü oluşturmaktadır.Bu işletmeleri yenileme faaliyetleri bundan daha fazla ücreti gerektirmektedir.

Bu hidroelektrik santrallerinin hızla artması sebebiyle maliyetleri de zamanla düşmesi beklenmektedir.Bu tarihin yaklaşık 2025 yılını bulması uzmanlar tarafından tahmin edilmektedir.Sonuç olarak hidroenerji üretimi zamanla daha fazla değer kazanması beklenmekte ve yeni yatırımcılarını kendine çekmektedir.Çevreye zarar vermemesi açısındından doğal dengeyide bozmamaktadır

Hidroelektrik Enerji

Birlikte buna paralel olarakda teknoloji hızla gelişmektedir.

Gelişen teknolojiyle birlikte dünya genelinde enerji açığıda hızla artmaktadır. Bu enerjiler dünyada beraberinde de bazı terhlikeleri getirmektedir.Bu yüzden de insanlar enerjiyi kullanmayı fazla istememektedir.Enerji çeşitleri kullanımda sürekli değişmektedir

Hidrolik enerji çevreye zarar vermemesi sebebiyle öncelikli tercih sebebi olmaktadır.Ülkemizde de dünyada olduğu gibi hidrolik enerji tercih edilmektedir.Karadeniz bölgesi hidrolik enerji bakımından büyük
Günümüzde artan nüfusla bir potansiyele sahip bir bölgemizdir.
Bu bölgede bu sebeple geniş çaplı araştırmalar yapılmaktadırBu sebeple onlarca gözlem istasyonu kurulmuştur.Bu istasyonlar bu enerji değerlerini ölçmektedir.Bu bölgede 60 aşkın gözlem istasyonu bulunmaktadır.
Bu enerji suyla elde edildiği için çevreye hiçbir zararı bulunmamaktadır. Elektrik jeneratörleri sayesinde su kuvvetinden yararlanılarak elde edilmektedir.Dünyada doğal çevreyi tabiatı bozmamak için bu enerji çeşidini kullanım hızla yaygınlaştırılması gerekmektedir.Küresel tehlikenin görüşüldüğü günümüzde Türkiye coğrafi yapısı itibariyle bu konuda çok şanslı bir ülke olmaktadır

Hidroelektrik Enerji Nasıl Olmaktadır

Elektrik üretmek için hızla akan suyun enerjisiyle elektrik elde etmektir.

Hidroelektrik enerjisi su kullanmak,sanayi suyu sağlamak amacıyla ırmakların önünün kesilmesiyle barajlara kurulur.Çevreye zarar vermediği için tercih edilmektedir.Oldukça ucuz bir enerji çeşidi olmakla birlikte hızla ülke ekonomisi açısından bu santrallerin arttırılması gerekmektedir.

Maliyet açısından doğalgaz santrallerinden sonra en ucuz enerji çeşididir.Kurulumu doğalgaz üretimine göre pahalı olmasına rağmen işletmesi daha ekonomiktir.Kurulum süreçleri uzun olmasına rağmen kurulduktan sonra ortalama hikmet süreleri yarım yüzyıldır.Hatta hidroelektrik santrallerinin ömürleri yeni teknolojiyle birlikte 100 yıla kadar uzatılabilmektedir.Buralarda oluşan santraller sayesinde bu bölgeler yağışları da çekmektedir.

Termik santraller doğal kaynakları hızla tüketirken hidroelektrik santraller böyle değildir.
Hidroelektrik enerjisi kısaca masraflarının az olması ekonomik oluşu çevreyi kirletmemesi işletme maliyetlerinin ise düşük olması sebebiyle her geçen gün biraz daha değerlenmektedir.

13 Kasım 2009 Cuma

Metafizik

Metafizik, felsefe kadar eski ve ikisi daima iç içe olmuştur. Bunun için Aristotales, metafiziğe ilk felsefe adını verir.

Aristotales zamanında kullanılmayan metafizik terimi, ondan sonra öğrencileri tarafından kullanılmıştır. Ancak, Aristotales’ten önce de metafizikle ilgili çalışmalar olmuştur elbette.

Aristotales’in varlıkların ortak ilkelerini ve özünü araştıran “İlk Felsefe” dediği ederi, Öğrencisi Andronikos tarafından “Fizik” kitabından sonraya konuşmuştur. Bundan dolayı İlk Felsefe, Metafizik (fizikten sonra) adını almıştır. Daha sonra, “doğayı aşan, görünen olayların ötesi (fizik ötesi)” gibi bir anlam kazanmıştır. Yani metafizik felsefenin öze ve nedenlere yönelen; onların derinliğine, düzenli ve yöntemli olarak araştıran kısmıdır.

Başka nedenlere bağlı olmayan ve kendi kendine yeten sebebi araştıran metafizik ayrıca “ruhun ne olduğunu, neliği, ruhla beden arasındaki ilişkiler, ruhun ölümsüzlüğü, Allah’ın varlığı ve evrenin yapısı ve oluşumu” gibi problemleri de araştırır.

Felsefe Ve Bilim

Felsefe ile bilim arasında ortak özellikler olduğu gibi ayrılıklar da vardır.

Önce ortak özellikleri belirtelim: İkisi de insan ürünüdür, ikisi de zihne ve akıl ilkelerine dayanır. İkisi de yeni bilgi peşindedir ve ikisi de şüphe ile başlar. Felsefe ile bilim arasında çeşitli farklılıklar ve bunlardan doğan sıkı bağıntılar da vardır. Bilim ile felsefe; konuları, yöntemleri ve sonuçları bakımından birbirinden ayrılır.

Özellikle bilim ile felsefenin konuları ayrıdır. Bilimlerin konusu, dış dünyada meydana gelen olaylardır. Bundan dolayı bilimsel çalışma yaparken insan zihni nesnelere, olaylara ve doğaya dönüktür. Felsefe ise zihin, kendi üzerinde çalışır ve düşünür. Bellekteki bilgileri ve akıl ilkelerini kullanarak düşünce üretir. Bilimler, devamlı dış dünyadaki nesnelerle uğraşır; olayları gözlemler, inceler, onları tanıyarak kanunlara ulaşır. Felsefe ise olayları genel olarak ele alır ve onları ya bazı varlıklar dizisini ya da evreni bütün halinde açıklamak için kullanır. Ayrıca deneyim ulaşamadığı olaylar ve konulara da uğraşır.

Determinizim

Tarihselci devrim, bütün entelektüel devrimler gibi Avrupa düşüncesinin temelde Tanrıcı ve otoriter olan yapısı üzerinde fazla bir etki yapmışa benzemiyor.

Tarihselci devrimden daha öne gelen Tanrı’ ya karşı antüralist devrim, Tanrı’nın yerine doğayı geçirdi. Bunun dışında hemen her şey aynı kaldı. Teoloji, yani Tanrı bilim yerini doğa bilime, Tanrı yasaları yerini doğa yasalarına; Tanrı iradesi ve gücü yerini doğa iradesine ve gücüne; nihayet Tanrı düzeni ve yargısı da yerini doğal ayıklamaya bıraktı. Teolojik determinizmin yerini natüralist determinizm aldı, yani Tanrı’nın her şeye kadir oluşunun ve her şeyi bilirliğinin yerine doğanın her şeye kadir oluşu ve her şeyi bilirliği geçti.

Daha sonra Hegel ve Marx, doğa tanrıçası yerine tarih tanrıçasını koydular. Böylece tarih yasaları, tarih güçleri, akımları, planları ve tarihi determinizmin her şeye kadir ve her şeyi bilirliği ortaya çıktı.

12 Kasım 2009 Perşembe

İnsan interferonları

Virüslerin işgal ettiği vücut hücresi tarafından, savunma amacıyla yapılan küçük moleküllü endojen maddelerdir.

İnterferonlar vücut hücresini işgal eden virüsler için olduğu gibi diğer virüslerin de gelişmesini ve üremesini engeller. Dolayısıyla spektrumları çok geniştir. İnterferonlar çeşitli virüs enfeksiyonların da en değerli antiviral maddelerdir. Fakat, insan interferonlarının üretiminde ki güçlükler sebebi ile fiyatları çok fazla yüksektir. Aşırı yüksek maliyet sebebiyle, ancak akademik denemeler de kullanılan insan interferonları DNA rekombinasyon ve klonlama tekniği ile daha düşük maliyetlerle üretilmektedir.

İnsan interferonları antiviral etkilerinin dışında kanser tedavisin de de kullanılmaktadır. İnsan interferonları sadece Parenteral yolla uygulanırlar, BOS’na geçmezler ve yarılanma ömürleri çok kısadır. Ateş, güçsüzlük, zayıflama, ruhi depresyon, hipotansiyon, sıvı retansiyonu gibi yan etkilere sebep olurlar.

Madde Bağımlılığında Koruyucu Önlemler

İlk defa madde ve alkol kullanmaya başlayan kişiler; %84’ü arkadaş grubuyla, %27’si merak, %26’sı arkadaş etkisi, %5’i bilmeden, %14’ü ise başka nedenlerle madde ve alkol kullanmaya başlar.

•En güçlü ve yaygın eğitim ve yönlendirme kurumu olan medyaya bu konularda mutlaka bir disiplin getirilmelidir. Medyanın bu konularda özendirici yayınlar yerine, uyarıcı ve koruyucu çalışmalar yapması sağlanmalıdır.
•Gençlerin örnek adlığı aile ve medyatik kişilerin bu konuda iyi örnek alınabilecek şekilde davranması sağlanmalıdır.
•Arkadaş gruplarının aileler ve okul tarafından denetlenmesi sağlanmalıdır.
•Kullanıcıların bir kısmı madde kullanmaya bilinçsizlik nedeniyle başladığından gerekli bilinçlendirmenin yapılması zorunludur.
•Bu konularda milli eğitim başta olmak üzere, ülkenin neresinde eğitim veren kurum ve kuruluş varsa, hepsinde bu mücadele önemli ve ayrı bir konu olarak ele alınmalıdır. İnsanlar, aileler, yöneticiler ciddi programlara bağlı olarak bilgilendirilmelidirler.
•Askeri personel ve din görevlileri madde kullanımı ve alkolün etkileri konusunda uzmanlaştırılmalı. Gerekirse verilen bu eğitim yasallaştırılmalıdır.

Saldırganlığın Oluşuma Rol Alan Davranışlar

•Ani dürtüsel hareketler ve saldırgan davranışların beyin de ki anormal seretonin işlevi nedeniyle olduğu düşünülmektedir.
•Bu kişilerin genetik yatkınlık durumları olmasa bile, erken çocukluk dönemlerinde anne-babanın maddi ya da manevi yokluğu, ebeveynin cezalandırıcı, aşağılayıcı tavırlar sergilemesi ile gelişir.
•Çocuklukta dikkat eksikliği, hipertaktivite görülmektedir.
•Saldırganlık psikopati ve sosyopati olarak da bilinir. Hastada 15 yaş öncesinde davranış bozukluğu belirtileri vardır.
•İnsan ya da hayvanlara yönelik saldırganlık, mala zarar verme, başkalarına ait şeyleri çalma ve sahtekarlıklar yapma, ev ve okuldan kaçma, kuralları, disiplini önemli derecede bozma gibi davranışlarla sürekli kendini göstermektedir. Bu kişiler yasadışı işler peşinde koşarlar. Diğer insanların düşünceleri onlar için önemli değildir.
•Saldırganlık daha çok sosyo ekonomik düzeyi düşük ve özenti yaşayan kişilerde görülmektedir.
•Hastada 2. derece akrabaların da saldırganlık genel topluma göre daha fazla görülür. Hatta bu hastaların akrabalarında somatizasyon bozukluğu ve madde kullanımı görülmektedir.

Saldırganlık nedir ? Saldırganlık nasıl görülür ?

Saldırganlık: 15 yaşından önce başlayan başkalarının haklarını görmezden gelip haklarına saldırı ile kendini gösteren kişilik bozukluğudur.

•Tutuklanmasına yol açacak davranışlarda direnme ile kendini gösteren yasalara uygun, sosyal davranışlara uyamama.
•Sürekli olarak yalan söyleme, çeşitli takma adlar kullanma, zevk ya da şahsi çıkarı içini sanları aldatma gibi yanlış olan davranışlar.
•Aniden düşüncesizce yapılan davranışlar, gelecek için planlar yapamama.
•Sık sık kavga etme dövüş, saldırılar ile birlikte öfkelilik hali.
•Kendisi, yakınları ya da diğer insanların güvenliği ile ilgili vurdum duymazlık hali.
•Bir işi yürütememe veya parasal sorumluluklarını yerine getirmeme ile giden devamlı bir sorumsuzluk hali.
•Bir işi yürütememe veya kötü davranmış, hırsızlık yapmış olmasına rağmen duruma ilgisiz kalıp kendini haklı göstermeye çalışmak ve bundan üzüntü duymamak